trajik kahraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trajik kahraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2009 Pazartesi

Scarfaeces



Hamartia (tragic flaw) ve hubris.. Üniversitedeyken mitoloji ve etimoloji derslerinde sıkça zikredilen iki kavramdı..

Hamartia, çoğu kez kahramanın karakterinde bulunan ve onun düşüşünü/çöküşünü getiren trajik hatadır.. Karakteri "Dramatis personæ" haline getirir.. Trajediyi çağırır ve kahramanın yazgısını belirler.. Her şey yolunda gibi görünürken karakterdeki küçük bir eksiklik veya yapılan ufacık bir hata bir anda iplik söküğü gibi karakterin sonunu getirir.. Prometheus, Oedipus, Antigone, Gılgamış, Beowulf, Othello, Macbeth, Hamlet, Juliet, Doktor Faustus, Meursault, Boromir, Robert Ford, Tony Montana bildiğim ve sevdiğim trajik kahramanlar arasındadır.. Ancak sonunda izleme şansı bulduğum "Scarface" ile trajik kahramanın gerçek tanımını gördüm.. Film sanki Yunan mitolojisindeki "hamartia olarak hubris"i vurgularcasına başladı, devam etti ve bitti.. Montana'nın "hamartia"sı "hubris"iydi.. "Hubris" yine Yunan mitolojisinde kibrin karşılığı olarak geçer..

Ancak filmi buraya taşımamdaki asıl gaye Montana'nın şu repliği olmuştur:


"What you lookin' at..? You all a bunch of fuckin' assholes.. You know why..? You don't have the guts to be what you wanna be..? You need people like me.. You need people like me so you can point your fuckin' fingers and say, "That's the bad guy.." So.. what that make you..? Good..? You're not good.. You just know how to hide, how to lie.. Me, I don't have that problem.. Me, I always tell the truth.. Even when I lie.. So say good night to the bad guy..! Come on.. The last time you gonna see a bad guy like this again, let me tell you.. Come on.. Make way for the bad guy.. There's a bad guy comin' through..! Better get outta his way..!"


Aslında burada insanlar olarak bencilce pek sevdiğimiz bir durumdan söz ediyor Montana.. İnsanların bazen cesaret edemedikleri durumlarda o cesareti gösterebilen insanları parmakla gösterip karaladıkları zamanlar vardır.. O kişi söz konusu cesareti gösterip eyleme dökmüştür aslında sadece.. Aslında en doğal haliyle saklamadan, yalan söylemeden davranmıştır yalnızca.. Peki biz ne yaparız..? Saklarız, yalan söyleriz, bastırırız, durdururuz, önleriz.. Fakat içimizde vardır aynısı bizimde.. Kimi zaman biz de aynı şeyi vakti zamanında yaptığımız veya düşündüğümüz halde söylemeyiz ve kişinin gösterdiği tavırla ilk kez karşılaşmışız gibi şaşırırız.. Söyleyemeyiz, yapamayız, cesaret edemeyiz.. Sırf bu sebeple o insan "kötü" olur, biz "iyi".. Kendimizi görmeyi sevmeyiz aslında bir yerde.. O cesareti gösteren "kötü" insan da çoğu kez içimizde yatan ve biteviye kaçtığımız kendimizizdir genelde.. Ama suçlamak, parmakla göstermek her zaman daha kolay ve keyiflidir.. En azından Montana'nın durumunda bu böyleydi..

İşte bu yüzden filmde Montana'yı trajik kahramanlardan ayıran birkaç durum daha söz konusu.. Mesela, Montana'nın hep dürüst olması.. Hiçbir zaman yalan söylememesi ve trajedisini başlatan olayın da yine insaniyetiyle alakalı olması.. Şimdi eğer herkese kötü görünen bu adamın iyi özelliklere sahip olması ve bunlar nedeniyle de çökmesi göz önüne alınırsa Montana bir anti-kahraman olabilir.. Ancak olaya şu açıdan da bakmak mümkün.. Montana'nın kibri ailesi, eşi, en iyi arkadaşı ve mafya çevresiyle arasını bozarak olası bir çöküşü zaten getirecekti.. Dolayısıyla Montana gayet trajik kahraman da sayılabilir.. Hatta başına gelen çoğu kötü hadise yine trajik kahraman oluşuyla bağlantılı.. Suikast olayını önlemiş olması yalnızca bu çöküşü hızlandırıyor.. Kimi kaynaklarda Montana 'anti-kahraman' gibi tanıtılsa da benim kanaatim yine de 'trajik kahraman' olduğundan yanadır..

21 Temmuz 2009 Salı

Anti-Kahraman




Anti-kahraman kavramı son günlerde çok fazla aklımda dolaşıp duruyor.. Sevdiğim birçok filmde aslında sevdiğim unsurların filmdeki anti-kahramanlar olduğunu görüyorum.. Kimi zaman bilinçaltımda kendi doğamın bir parçası olarak, kimi zaman olmak istediğim karakterler olarak, kimi zaman da insanların aslında sahip olduğuna inandığım ve hatta tanıklık ettiğim niteliklere sahip kurmaca bireyler olarak.. 



Anti-kahraman; her zaman yalın, iyi tabiatlı, "kusursuz" ve olması gerekeni değil de, genel için “doğru” olanı yapan hayali, gerçekdışı nitelikler taşıyan klasik "kahramanlara" karşı modern insanın bakış açısıyla sunulan nispeten yeni bir karakter türüdür.. "Kahraman" genelde bilinen tüm geleneksel erdemlere sahip, ahlak konusunda kusursuz ve her zaman gözü iyiden başka bir şey görmeyen bir karakterken; anti-kahraman biraz daha gerçekçi ve karmaşıktır.. Anti-kahraman genellikle istediği hedeflerine ulaşmak için, erdemli veya erdemsiz, ahlaklı veya ahlaksız, her türlü yolu kullanır; ancak sırf da bu yüzden en sonunda daha fazla saygı görür.. "Düşmüş" bir karakterin aslında nelere kadir olduğunu gözler önüne serer ve gerçeklik kertesinde otoriteye karşı avangart bir tutum sergiler..



Önceleri “trajik kahramanları” severdim.. Bir tür merhamet duygusundan olsa gerek.. Oedipus’tur, Othello’dur, Faust’tur, Beowulf’dur, Gılgamış’tır.. Ancak onlarda bir şey eksikti.. Bilinç.. Kendi trajedilerini yaratırken bile bilinçsizdiler.. Eyleminin bedelini öderken ne ödediğini çok geç öğreniyorlardı.. Pekala tüm öğrendiklerini göğüslüyorlardı akabinde belki, ancak ben bilinçten yoksun bir kahramanı sevmiyorum artık.. “Farların önündeki geyik” resmi aklımdaki kahraman imgesini gitgide aşındırmaya başladı.. Kahramanlarımda biraz daha ustaca, biraz daha akılcı, biraz daha derin, biraz daha karmaşık, biraz daha insansı, biraz daha az asil, biraz daha dünyevi özellikler bulmak istedim ve işte tam da bu noktada "anti-kahramanları" keşfettim.. Kişisel yetersizliklerine, bencil dürtülerine rağmen kahraman olabilen kahramanları gördüm.. Benim gibi.. Senin gibi.. Onlardan ne nefret edebilirsin, ne de onları ölesiye sevebilirsin.. İşte benim kahramanım..!

Bu da kişisel en iyi 20 anti-kahraman listem:

1. Raoul Duke / Fear and Loathing in Las Vegas
2. V / V for Vendetta
3. Travis Bickle / Taxi Driver
4. Tyler Durden / Fight Club
5. Derek Vinyard / American History X
6. Hanna Schmitz / The Reader
7. Alex / A Clockwork Orange
8. Marv / Sin City
9. Jeffrey Lebowski - The Dude / The Big Lebowski
10. Eric Draven / The Crow
11. James ‘Sawyer’ Ford / Lost
12. Bill 'The Butcher' Cutting / Gangs of New York
13. Edward Scissorhands / Edward Scissorhands
14. Léon / Léon
15. Sweeney Todd / Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street
16. Æon Flux / Æon Flux
17. Patrick Bateman / American Psycho
18. Hayley Stark / Hard Candy

Kategorileri biraz farklı da olsa çok sevdiğim iki anti-kahraman:

19. Kratos / God of War
20. Arthas / Warcraft III: The Frozen Throne

Araştırma yaparken bir de "Byron kahramanı"nı öğrendim ve ister istemez ona da bir yakınlık duydum:

- yüksek düzeyde zeka ve algı
- kurnaz ve uyum sağlayabilen
- karmaşık ve eğitimli
- kendini eleştirebilen ve içe dönük
- gizemli, çekici ve karizmatik
- tutarlılıkla mücadele eden
- baştan çıkarma ve cinsel çekim gücü
- sosyal ve cinsel hakimiyet
- duygusal çatışmalar, çift uçlu eğilimler ve duygu durum bozukluğu
- sosyal kurum ve normlara karşı isteksizlik
- sürgün edilmiş, toplumdan dışlanmış veya kanuna karşı olma
- normalde bir kahramanla ilişkilendirilmeyen “karanlık” özellikler
- makam ve ayrıcalık tanımama
- sorunlu bir geçmiş
- şüphecilik
- kibir
- kendi sonunu hazırlayan davranışlar