16 Haziran 2009 Salı

Sanal Evrim


Sanırım insanın evrimi durdu veya başka bir forma büründü.. Durdu, demek bir dizi düşünce silsilesini yadsımak olurdu elbet, ancak insanın, doğasının dışında bir yere doğru gittiğini öngörmek pek de yersiz bir düşünce olmazdı..

Spinoza'nın da bahsettiği gibi doğa kuralları bizim sınırlarımızı belirliyordu ve tanrısal olanın emareleriydi, ifadesiydi bir anlamda.. Ancak on beş yaşında, doğanın bu kurallarına uygun yaşayan bir gencin telefon, bilgisayar, televizyon, makyaj, lazerler vb. gibi doğanın özünden bağımsız gelişen ve gündelik hayatta hâkimiyet kuran sayısız olguya karşı direnci kalmamıştı.. Artık doğasının dışında, onun için açılan tüm diğer kapılardan farklı yollarda yürüyebilme olasılığı vardı..

Toplumun normları, medeniyetin varlığı düşünme, hissetme ve algılama biçimlerini baskın bir şekilde değiştiriyordu.. Şöyle düşünürsek, artık büyük betonların, alıcıların, vericilerin, arabaların, bilgisayarların oluşturduğu bu yeni düzende insan doğa diye tabir ettiğimiz gerçeklik olgusundan kopuk bir yaşam idame ettirmeye başlamıştı.. Tamamen farklı ve sanal/elektronik/mekanik yeni düzende evrimenin başka bir form kazanması pek de şaşırtıcı olmazdı..

Düşünüyorum, kırlarda bu yaşa kadar yetişmiş bir benle bu suni dünyada gelişmiş ben arasında ne gibi (şu aşamada yalnızca) fiziksel farklar olurdu..? Sanırım tüm bu sorgulamaya en iyi yanıt bu olurdu.. İkizleri böyle bir deneye tabi tutmak çok mu acımazlık olurdu..?

Söyle, bana okurum, gündelik hayatında doğanın kuralları diye bilinen kuralların kaçına rastlıyorsun..?

Hiç yorum yok: